1- Evrim mi Din mi ?

Bu soruya neden birisini seçmeli ki İkisi birbiriyle çelişmiyor diyenlere kısa bir cevapla başlayalım. Bunun doğru olmadığını birkaç örnekle açıklamaya çalışacağım.

KUR’AN: Kehf Suresi ; Sure 18, Ayet 37 Elmalılı

Bunun üzerine kendisiyle münakaşa eden arkadaşı da ona şöyle dedi: “Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsun?

KUR’AN: Şura Suresi ; Sure 42, Ayet 11 DiyanetVakfı 42:11

O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.

Evrimse eşeyli üremeye geçişten çok daha sonra insanların maymunlarla ortak ata olan primatlardan türediğini kabul eder yani bu süreçte müdahale eden herhangi bir yaratıcı yoktur çünkü eşeyli üreme evrimin çok önceki bir basamağıdır.

http://www.youtube.com/watch?v=83rUhtwM5-w

Evrim yada dinden birisini seçmemiz gerçeğinden hareketle, hangisinin daha net temellere dayandığı noktasını incelemek gerekli olacaktır.

Öncelikle evrimin bir kanun olmaması yani teori olarak kalmasının sebebi bilimin ve konunun yapısıyla ilgilidir. Normalde bir hipotez ispatlanınca teori, teori de her koşulda tekrar edilebilir olursa kanun olur genel ve basit bakışında bulunursak milyonlarca yıllık bir dünya deneyi yapamayacağımıza göre evrimi de kanunlaştıramayız. Bununla birlikte günlük kullanımından farklı olarak bilimsel teori çok güçlü kanıtlarla desteklenmiş ve bilimsel çalışmalarla bu teori çürütülmemiştir.

Tıpkı Kuantum teorisi gibi Evrim teorisi de bilim dünyası tarafından kabul edilmiş ve üzerinden pekte tartışılmayan. Her geçen zaman yeni kanıtlarla desteklenen bir teoridir.

Burada karşımıza şöyle bir soru çıkıyor. Madem Evrim bu kadar kabul edilmiş bir olgu, yüzyıllardır insanların inandığı bu dinlerin bu kadar insanı etkilemesi nasıl mümkün ve Kur’an daki mucizelere ne demeli. Bu aslında insanın inanmaya ihtiyaç duyması ve dinlerinde yüzyıllar içerisinde gelişen bilgilerle oluşması ve evrimleşmesidir.  İnancın tarihi korkunun tarihiyle paralellik gösterir.

İlk insanlar gök gürültüsünden, ateşten, fırtınadan, selden korkuyorlardı ve tabiat varlıklarına tapıyorlardı. Yunanlılar sonraları bu bakış açısını geliştirerek mitolojik tanrıları oluşturmuşlardır. Güneşe ve aya tapanlarda vardı.

Daha sonraları ata kültü doğdu. Topluluklarının yada ailelerinin koruyucusu, yol gösterenini kaybeden topluluklar hatta ebeveynini kaybeden insanlar güven duygusunu sağlamlaştırmak için atalarının ruhunun yanlarında olduğunu,onları koruduğunu söylemeye başladılar bu ihtiyaçta ölümden sonra bir ruhlar aleminin olması fikrinin günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Görünmeyen bu ruhunda, insanlar için bilinmez olan gökyüzünde olması normaldir. (Örneğin: Eski Türklerdeki Tengricilik)

Daha sonraları dönemin en gelişmiş medeniyetleri olan Mısırlıların firavunu Eknaton tek tanrıya tapınmaya başladı ve tüm diğer tanrıları geçersiz saydı. Bu onun sonunu getirdi fakat tek tanrıcılığı dünya tarihine getirmiş oldu. Yahudiler bu fikirden bir şekilde haberdar olmuşlardı ve Musa Yahudiliği kurdu. Daha sonra benzer yaklaşımlara sahip Hristiyanlık ve Müslümanlıkta dünya tarihinde şekil bulmuştur. Bu 3 dinde semavi dinler olarak tanımlanır ve pekçok konuda benzerlikler gösterirler. Kuran’da Tevrat’tan çok sayıda alıntı vardır fakat bu alıntılar bazen tutarlılık göstermez. Kulaktan kulağa yayılan hikayelerde bu farklılıklar kabul edilebilirdir. Bu hikayelerin hepsininde aslında temel aldığı sümer yazıtları ve mısır hiyeroglifleri de vardır.

örneğin; sümerlilerin altından sular akan cennet tasviri.

Sümerde bir tanrıçanın tekrar dirilmesi için kaburga kemiğinden başka bir tanrıça yaratılır. Ademin kaburga kemiğinden havvanın yaratılması gibi.

Öküz başlı Mısır tanrısı Khnemu’nun bir çömlekçi ustalığıyla toprağa şekil verip insanı yaratması gibi.

http://dinsiz.blogspot.com/2007/01/monoteizm-gerekte-nasl-olutu.html

Neolitik dönemle ilgili Göbeklitepe’de yapılan kazılarda insanların cilalı taş devrinden beri tapınaklar inşaa ettikleri ve bu tapınaklarda ölen atalarını kutsadıklarına dair bulgular vardır.

http://www.youtube.com/watch?v=XHoOiNnqkPU

Bazılarının iddiası bu bulguların dinle çelişmeyeceğidir çünkü tek tanrı olan Allah tarih boyunca peygamberler göndermiştir. Bu sav maalesef soruları cevaplayamamaktadır çünkü bu araştırmalarda açıkça görüldüğü üzere tek bir tanrıya tapmıyorlar. Ezelden beri var olan Allah dinini değiştirmeden diğer peygamberlere de tebliğ etmiş olmalı (!) fakat bu tebliğ nasıl oluyor da kendisinin tek tanrı olduğu bilgisini içermiyor.

Çok sayıda mucize içerdiği varsayılan Kuran’ın aslında pek çok sayıda çelişkide içerdiği din araştırmacılar tarafından pek dillendirilmez. Örneğin miras paylaşımı ciddi boşluklar içerir ve bu sebeple islam hukukunda Kuran’da geçmeyen bir takım yeni kurallar konarak miras paylaşımına düzenlemeler getirilmiştir.

http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/kuranda-matematik-hatasi/

Bütün bu konulardan sonra. “Ee yani boşuna mı yaşıyoruz? Hesap vermeyeceksek neden istediğimiz suçu işlemiyoruz  günaha gimiyoruz” sorularını soranlar olabilir. İşte bu duygulara düşmeyin diye din var. Ahiret inancıyla yaşıyorsanız ve bu sizin için vazgeçilmezse yada size ahiret yok desek insanları kesecekseniz, sizi frenleyen dinse henüz yeterince gelişmemişsiniz demektir, dininize sıkı sıkıya sarılın ve bu gelişmenin sonraki kuşaklarınızda olmasını dileyin.

Standard

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s